27 Ekim 2013 Pazar

Sevdiğim moda blogları: Well-living Blog







Sevdiğim moda bloglarında bu hafta İspanya'nın güzel adası Tenerife'de yaşayan Luba Dimitrova'nın blogunu sizlere tanıtmak istiyorum. Luba, 36 yaşında ve Bulgaristan doğumlu.Hem iktisat fakültesini bitiren hem de turizmcilikten mezun olan blogger, yenilenebilir enerji ve biyoteknoloji alanlarında çalışıyor. Aynı zamanda alışveriş danışmanlığı yapan ve blogunu yazan Luba, yoga ve gastronomi gibi alanlarla da ilgileniyor.




Luba'nın kişisel stili sade ama güzel parçalardan oluşuyor. Ayakkabı ve çanta gibi aksesuarlarda Michael Kors, Prada ve Christian Louboutin gibi markalardan seçim yapan blogger, topuklu ayakkabılardan vazgeçemiyor. Post'larında aynı parçaları farklı şekilde giymek için fikirler de paylaşan Luba, blogunda seyahat ve yemek gibi mevzulardan da dem vuruyor. Bence abartısız şık kombinasyonlar için bol bol fikir alınabilecek bir blog... Well-living Blog'u ziyaret etmek için tıklayın.


























25 Ekim 2013 Cuma

'Kırılma Noktası' İstanbul Moda Haftası'ndaydı…

İstanbul bu sene ikinci kez en heyecanlı etkinliklerden birine ev sahipliği yaptı. 7 - 11 Ekim arası Kuruçeşme’de gerçekleşen İstanbul Fashion Week birbirinden farklı defilerle moda severleri bir araya getirdi. Genç tasarımcı Ayhan Yetgin herkesten önce deneme fırsatı bulduğu Samsung Galaxy Note 3’ü ile Fashion Week’te yerini aldı. Ayhan Yetgin’in Note 3 deneyimini paylaştığı yazıyı okuyarak Galaxy Note 3 benim olmalı diyebilirsiniz:







Moda haftası tasarımcıların her şeyi ortaya koyup, sınırlarını sonuna kadar zorladıkları bir hafta. Bu sene ikinci kez kendi tasarımlarım podyumdaydı… Moda ile dolu günler aynı zamanda heyecanlıydı da. Zaman zaman yoğunluktan paniğe kapıldığım anlar da oldu.  İşte öyle anlarda insan hiçbir şeyi kaçırmayan bir yardımcıya ihtiyaç duyuyor. Neyse ki bu sene moda haftasında yalnız değildim…

Note 3, güçlü işlemcisi ve çoklu görev seçenekleriyle defilemin olduğu gün benim hızıma yetişebildi. Etrafımda olup biten her şeyi takip etmemi daha da iyisi kontrol altında tutmamı sağladı.

Not defteri bir tasarımcının olmazsa olmazıdır. Backstage yoğunluğunda bile aklıma gelen fikirleri hızlı ve kolayca not alabilmek büyük avantajdı. Defile notları, yeni projeler, tasarım için yeni materyalleri unutmadan S Note’a yazdım. S Pen’in performansından memnun kaldım. Şimdi yeni koleksiyon için çalışma zamanı…
              
Mailler, mesajlar, bildirim ve aramalar yoğunluk dinlemeden gelmeye devam etti tabii. Ben mankenlerin kıyafet hazırlıkları ve ayakkabılar arasında kaybolmuşken Samsung Galaxy Gear kolumdaydı, Note 3 ise çantamda. Gear ile; gelen mesajları okudum, aramalara cevap verdim, hatta fotoğraf bile çektim.

Mankenlerimi herkesten önce yine ben fotoğrafladım. Note 3’ün geniş ekranı ve 13 megapiksel kamerasını bir deneyen bir daha vazgeçemez. Video çekerken görüntüyü yavaşlatıp hızlandırmak bile benim elimde. Keyifli foto-video deneyimi buna denir.
   
Zaman geldi. “Kırılma Noktası” adını verdiğim koleksiyonumla defilede yerimi aldım.  Koleksiyonumu hazırlarken lisede kullandığımız deney tüplerinin formu bana ilham vermişti. Keskin çizgiler, elbiselerimin detaylarında gizliydi.

Defile sonrası hem diğer defile videolarına göz attım, hem de çizimlerime devam ettim. Defilem ve moda haftası geride kaldı ama Note 3’ümde sakladıklarım hep benimle olacak.








Galaxy Note 3 ile ilgili daha fazla bilgi almak için tıklayın.



Bir bumads advertorial içeriğidir.











Kate Middleton: Jenny Packham elbise







Kate Middleton, geçtiğimiz gün eşini evde bırakarak, tek başına bir hayır etkinliğine katılmış. Gece düzenlenen etkinlik için favori tasarımcılarından, Jenny Packham tasarımı ipek bir elbise giymiş. Mürekkep rengi ipek elbise, derin v yakası ve omuzlarındaki tül detayıyla çok şık, çok zarif bir parça. Kate Middleton, sağlıklı görünüşü ve elegan elbisesiyle hem sade hem de şık bir görüntü yakalamış.








Kate Middleton'un bu yardım gecesi için seçtiği elbise Jenny Packham'ım 2013-2014 Sonbahar/Kış sezonuna ait bir parça... Modelde omuz kısmı düşük olarak kullanılmış. Ben o şekilde kullanımını daha çok beğendim ama Düşes omuzlarını kapatmayı seçmiş. 










Elbisenin fiyatı 4219 Euro yani yaklaşık 11,5 bin Türk Lirası'na tekabül ediyor. Bir içim su elbisesini keşke saçlarını toplayarak, biraz daha ön plana çıkarsaydı diye düşünmedim değil hani... Saçları toplayıp, belki bir kolye ile elbiseyi tamamlayabilirmiş. Amma velakin bu haliyle de bence çok güzel görünüyor. Sizce?










 


Fotoğraflar: Daily Mail


Tchibo'ya koşuyoruz, spora başlıyoruz







Tchibo her hafta yenilenen temaları, modayı kaliteyle bütünleştiren ürünleri ve lezzetli kahveleriyle sevdiğimiz markalardan biri. Peki Tchibo’nun hikayesi nasıl başladı?





Önce kısa bir özet geçelim. 1949 yılında Max Herz ve Carl Tchilling posta yoluyla kahve satma fikriyle çıktı yola. Kahve yanında kahve kaşığı gibi küçük hediyeler yolluyorlardı aynı zamanda. Bu küçük hediyeler mevzuat gereği yollanamayınca onlar da düşük bir ücret karşılığı bu ürünleri satmaya başladı ve gıda dışı sektöre girişin ilk tohumları atılmış oldu. Tchibo, kahve satışlarına devam ederken 1973 yılında farklı konseptlerde gıda dışı ürünleri mağazalarında satmaya başladı ve dünyada eşi benzeri olmayan bu yeni iş modeliyle büyük başarı yakaladı.  Hepimizi cezbeden ve her hafta yenilenen Tchibo ürünleri hayatımıza girdi böylelikle.




Bir Tchibo mağazasına girdiğinizde sizi karşılayan harika bir kahve kokusu duyuyorsunuz. Ürünlere bakmak için sabırsızlansanız bile kahve standının önünden güç bela ayrılıyor ve ürünlere doğru yöneliyorsunuz. Ürünlerin hepsi hiçbir yerde bulamayacağınız türden ve hiçbir yerde bulamayacağınız fiyatlarla. Her hafta yenilenen temalarıyla ihtiyacınız olan her şeyi, tam zamanında bulabiliyorsunuz. Tam okulların açılma zamanındaki okul teması, sonbahardaki yağmur teması, yaz teması ve her hafta durmadan yenilenen nice temalarıyla Tchibo, birçokları için vazgeçilmez bir alışveriş noktası. Üstelik tüm ürünler son derece kaliteli, doğayla dost, şık ve dayanıklı. Tchibo ürünlerinin kalitesi, alanında uzman kişiler tarafından çok sıkı ve acımasız testlerden geçiyor ve sadece testi geçebilenler satışa sunuluyor ama tüketiciler kendi evlerinde de Tchibo ürünlerini acımasız testlere sokuyor ve Tchibo ürünleri tüketici testlerinden de başarılı sonuçlarla çıkıyor. Tchibo ürünlerinin kalitesine bir kez daha inanmış oldum böylece.













Gelelim Tchibo’nun bu haftaki temasına; Spora Gidiyoruz. Eğer “Bu havada spor yapmanın tek yolu, kapalı spor salonları” diye düşünüyorsanız size güzel bir haberim var. “Spora Gidiyoruz” temasında her hava koşulunda spor yapmanız için size gerekecek birbirinden farklı, son moda ve uygun fiyatlı ürünler var. DryActive Plus malzeme ürünler, terin üstünüzde kurumasını engelleyecek, ecorepel® malzeme ise yağmurda koşarken sizi su damlalarından koruyacak. En doğru koşu ayakkabıları ve moda aksesuarlar ile de setinizi tamamlarsanız, yağmur çamur demeden koşmaya hazırsınız!













Spora Gidiyoruz temasındaki tüm ürünler birbirinden güzel ama birkaçından özel olarak bahsetmeden geçemeyeceğim. Bu temadaki erkekler ve kadınlar için farklı renklerdeki Koşu Ayakkabısı, son derece şık olmasının yanında ayağınıza tam uyum sağlayarak hiçbir rahatsızlık duymadan uzun bir koşu yapmanıza yardımcı oluyor. Hava alarak ayak sağlığınızı koruyor ve bunun için sizden dünyanın parasını istemiyor. Fiyatı son derece makul ve fiyat-performansı tam puan. Hem de sağlamlığı ve fiyatıyla göz dolduruyor. Ayakkabı tamam, peki adımlarınızı kim sayacak? Bunun için de dijital bir Adım Sayar var bu temada. Bu küçük alet, antrenman sürenizi, gittiğiniz mesafeyi, kaloriyi ve yağ kaybınızı ölçerek 7 gün boyunca kaydediyor ve sizi spora teşvik ediyor.





Spora Gidiyoruz temasında bunlardan başka birçok ürün daha bulunuyor. Daha ayrıntılı incelemek için Tchibo.com.tr’ye tıklayıp, keşfe başlayabilirsiniz. Aynı zamanda 444 28 26 numaralı Telefonla Sipariş Hattı’ndan da alışveriş yapabilirsiniz. Şöyle keyifli bir alışveriş yapıp, sonrasında da kahveyle yorgunluk atmak isteyenleri, çalışanlarının yüzünden gülümseme eksik olmayan Tchibo mağazalarına davet ediyor ve ekliyorum yeni temalardan herkesten önce haberdar olmak için Tchibo Facebook (https://www.facebook.com/tchiboturkiye) sayfasını beğenmeyi unutmayın. Keyifli alışverişler!





Bir bumads advertorial içeriğidir.


24 Ekim 2013 Perşembe

Trend: Desert Boots






Türkçe kullanıp çöl botu demek istiyorum lakin farklı bir model anlaşılacağı için "Desert Boots" diyerek post'a giriş yapmak durumundayım. Clarks markasıyla bütünleşmiş bu botlar, 2. Dünya Savaşı sırasında İngiliz askerlerinin Mısır'da giydiği botlardan esinlenilerek üretilmiş. Tahmin edebileceğiniz gibi erkekler için üretilen bu botlar daha sonra kadınlar tarafından da giyilmeye başlanmış. 1950'li yıllarda popüler olan bu botlar 90'larda tekrar moda olmuş. 90'ların geri döndüğü bu sezon, "Desert Boots"lar yeniden gündeme geliyor...









Atlantic-Pasific




Sezonun militer temasına çok yakışacak bu botlar genellikle süet deriden yapıldıklarından yağmurlu havalar için çok iyi bir seçenek değil.  Ancak kışa henüz geçiş aşamasında olduğumuz bu mevsimde şahane bir seçenek. Daha çok toprak tonlarında görülen Desert Boots haki, yağ yeşili, Camel ve kahve tonlarındaki kıyafetlerle çok yakışıyor. Hem kadın hem de erkekler için şık ve rahat bir seçenek...

























"Toza Yazılan" Öyküler







Bensu Kaya’nın ilk kitabı “Toza Yazılan”, Koyu Kitap Yayınevi’nden çıktı. Sıradan görünen insanların arasında gezinen öyküler; çoğu kez hayatının rolünü başkalarına kaptırmış, rolüne iyi hazırlanamamış ya da rol çalmayı başaramamış karakterlerin ekseninde nefes alıyor. “Sanki” ve “Sanma ki” başlıkları altında toplanan öykülerde zaman zaman gerçek ve düş birbirine karışıp alışıyor. Hayat ne kadar izin verirse öyküler de o kadar genişleyip daralıyor. Küçük şiirlerle bütünleşen öykülerdeki final duygusu ise genellikle noktayla değil üç noktayla ifade edilebiliyor.




Kitap, görme engelliler için yazarı tarafından seslendirildi. Ayrıca satıştan elde edilecek gelirle Braille (kabartma yazı) baskısı da hazırlatılacak. Selim İleri ve Jale Sancak’ın arka kapak yazılarıyla sunulan kitabın kapak resmi, Müjgan Özkaya Yılmaz’ın imzasını taşıyor.
 


Kitapla ilgili çeşitli edebiyat mekanlarında söyleşi ve imza günleri düzenleniyor.
Yazarın 32. Uluslararası Kitap Fuarı’nda, Koyu Kitap Yayınevi standında; 3 Kasım'da, 16.00 – 18.00 saatleri arasında;  10 Kasım’da, 15.00 – 17.00 saatleri arasında imza günleri var. 








 Bensu Kaya kimdir?





Dokuz yaşında “kurduğu” yayınevinde, dörde katlayıp kestiği bir dosya kâğıdının ortasını yorgan iğnesiyle dikerek hazırladığı kitaplar yazıp yayımladı. O zamanki konularını da; kız çocukları, kediler, her an rastlandığı için hayatı hiç merak edilmeyen insanlar gibi bugünküne benzer alanlardan seçti. “Okuma - yazma” öğrenmeyi her zaman çok sevdi. Her zaman “okur-yazar” olmak istedi. İ.Ü. İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Uzun yıllardır basın kuruluşlarında görev alageldiği için yazıları çalıştığı her yayının her sayısında yer alıyor. Halen Turkuvaz Dergi Grubu’nda çalışıyor. Öyküleri; No Edebiyat, Öykü Teknesi dergilerinde ve çeşitli internet sitelerinde yayımlandı. “Otobüs” adlı öyküsü, Beşinci Gila Kohen Öykü Ödülleri kapsamında hazırlanan “Öykülerden Yansımalar” kitabına girmeye hak kazandı. Edebiyata layık olabilme kaygısı taşıyor. Çocukken yazdıklarını sayarsak bu ilk kitabı değil.  

Arka kapakta ne dediler?

“Bensu Kaya, biliyorum, tanığıyım, hikâye sanatına öyle saygı duydu ki, yıllarca ve yıllarca yazdıklarını yayımlamaktan uzak durdu. Bugün yayımlıyorsa, bizlerin âdeta dürtüklemesiyle. Yoğun bir hüznün gizlendiği, içe kapanışların sürüp gittiği Bensu Kaya hikâyeleri bence mutlaka yayımlanmalıydı...” SELİM İLERİ
                                                                                                                 

“Kediler, mektuplar, evlerde yalnızlıklar, birbirini hiç anlamayanlar, belki de anlamaktan korkanlar... Gerçekten de kimselerin vakti yok mu durup ince şeyleri düşünmeye?Bensu Kaya derin bir duyarlılıkla bu gün yaşanmakta olan hoyratlığı, bir başka deyişle insan ilişkilerindeki açmazları aktarıyor ve yüzleşmeye çağırıyor bizi. Öte yandan şiirlerle sarmaşan bu sıcacık, hüzünlü öyküler karamsar olmaktan uzak, hâlâ umudun var olduğunu da imliyorlar. Böylelikle de toza değil yüreğimize yazılıyorlar.”    JALE SANCAK
                                                                                                                



23 Ekim 2013 Çarşamba

Kate Middleton: Prens George Vaftiz Töreni







Dün akşam, İngiliz Kraliyet ahalisi minik prensin vaftiz töreni için Chapel Royal'da (Kraliyet Şapeli) bir araya gelmişler. Efendim, bu mühim törene aile üyeleri ve eş-dost taifesinden sadece 22 kişi katılmış. 7 tane vaftiz anne-baba seçilmiş ve bu kişilerin arasında sadece bir tane (Zara Tindall) kraliyet mensubu olması da büyük şaşkınlık yaratmış. Ben de şaşırdım. Modayı yönlendiren Kate Middleton etkisi kraliyet kurallarını da mı etkiliyor bilinmez, lakin takdire şayan (:












Vaftiz töreni olduğundan, Düşes'in çok özenerek giyineceğini, hatta belki de bir McQueen parça ile ortaya çıkacağını düşünmüştüm. Düşüncemde yanılmadığımı gördüm; Kate Middleton fildişi rengi, yakası ve gövde kısmı fırfır detaylı çok şık bir Alexander McQueen elbise giymişti. Alexander McQueen'in 2012 İlkbahar/Yaz koleksiyonuna ait elbise krep kumaşı ve fırfırlarıyla dikkat çekiyor. Kate Middleton zaten bu tarz elbiseleri çok seviyor daha önce bu tarza yakın seçimler yapmıştı.










Şirin bebeğini kucağından indirmeyen Düşes'in elbisesi tam olarak
görünmediğinden, elbisenin tamamını aşağıdaki fotoğraftan inceleyebilirsiniz. Bu arada elbisenin renginin, Prens George'un vaftiz elbisesiyle uyumuna da dikkatinizi çekerim (:







Alexander McQueen - 2012 Spring/Summer





Düşes elbisesini yine fildişi tonlarında Jane Taylor imzalı "Georgie Hat" şapkasıyla tamamlamış. Oldukça sofistike görünen şapka gül ve tüy detayıyla çok şık bir seçim olmuş. 







Jane Taylor Georgie Hat





Ayakkabı seçimi olarak, daha önce gördüğümüz Russell and Bromley Park Ave platform ayakkabılarını giymiş. Bütün olarak bakıldığında şık ve klasik Kate Middleton stilinde bir kıyafet görüyorum. Bu arada minik bebeğin feci tatlı bir tosuncuk kıvamına gelmesi ve bakışlarının "Ben prens değil, kralım!" şeklinde konuşması beni benden aldı. Tü tü tü Maşallah yahu (:









 Fotoğraflar: Daily Mail